Yemeği seviyoruz milletçe, yapacak bir şey yok. Kalça bedenlerinin sır gibi saklandığı bu topraklarda doğmuş her genç kadın delicesine yemek istediği nutella’lardan, hamur işlerinden, şarküterinin allahından deli gibi kaçınır. Bu kaçışın tek ve asıl nedeni spordan uzak kromozomlardan oluşmuş olmamızdır. Tabi, arkadaşlarla beah volley’ler oynanır, 1 senelik parası verilmiş ahım şahım spor salonlarında mavili pembeli taytlarla spor yapılır ama hadi kabul edelim çok çok azımızın hayatının ayrılmaz bir parçası spor.
Akdeniz’liyiz, yaşamayı, yemeyi ve aşkı severiz dendi hep bize…Bakıyoruz, fransızlar sülün gibidir, şarap gibi kadınlardan seksapellik ve çekicilik akar; ispanyollar hafif topludur ama bacaklarında tek gram selülit yoktur. Türk kadın konusuna girmiyorum; biz akdenizliliğimizi baldır bacakla kutsarız:)
Amsterdam’ da Dutch kızlar yanımızdan bisikletlerle uçup giderken bir daha anlıyorum ki ne yapıyorsam yapayım, ne kadar az zamanım varsa da iyi yaşamak için hareket ve spor şart. Tamam hiç bir zaman öyle bacaklara sahip olamayabilirim ama beynime giden oksijen miktarını arttırsam o da bir şeydir.
Neyse hasetimden çatlamayı bir kenara bırakırsam bu günün en güzel AN’ı Amsterdam’da gördüğümüz süper Limo Bike turlarında yaşandı.
Adamlar çok iyi tur kombinasyonu oluşturmuş, doğruya doğru. Tura katılan bir grup insan olarak hem lokal dutch yemekleri keşfediyorsunuz, hem Amsterdam sokaklarını bisikletlerle tavaf ediyorsunuz hem de bacaklara kuvvet pedal çevirip yediklerinizi anında yakıp midede yenilerine yer açıyorsunuz. Daha ne olsun. Siz de benim gibi kendinizi başka insanların bacak güçlerine bırakabilirsiniz birlikten kuvvet doğar diye boşuna dememişler!
Ps: Her gün 3-4 bagel yedikten sonra yediklerinizin vücudun çeşitli noktalarında kalmasını istemiyorsanız full güç pedal çevrilmeli, başka çare yok. Ne koyuyorlarsa içine, anında parçalanmayan yağ molekülüne dönüşüyor.
Adrese de baksak fena olmaz diyenler zaten Trip Advisor’dan bakacaklardır da ben de yazmış olayım:)
Spuistraat 2 (corner), Amsterdam 1072

